15 Temmuz gecesi vatanı savunmak için Kızılcahamam’dan yola çıkarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gelen Mehmet Gülşen, kardeşi Hakan Gülşen ile iki kardeşin kuzeni ve aynı zamanda eniştesi olan Lütfi Gülşen, darbecilerin F-16 uçağından attığı bombayla şehit düşmüştü. O karanlık gecede ailesinden üç kahramanı birden toprağa veren Gülşen ailesi, aradan geçen 10 yılın ardından yaşadıklarını ve dinmeyen acılarını anlattı.
“Seneler Geçti, Acı Hiç Geçmiyor”
Aynı gecede iki oğlunu ve damadını şehit veren 100 yaşındaki Muzaffer Gülşen, yıllar geçse de yüreğindeki yangının sönmediğini ifade etti. Yaşadığı derin acıyı gözyaşlarıyla anlatan Muzaffer Ana, şu ifadeleri kullandı:
“Şuralara çarptım kendimi, ne yapacağım acı haberi duyunca yavrum. O acı duruyor işte, hiç silinmiyor duruyor. Seneler geçti, acı geçmiyor. Kızları küçüktü daha. Babalarının öldüğü sene okula gidemediler. Küçükler büyüdüler, yürüdüler, evlendiler, çıktılar. Ölene oluyor kaderlik. 10 yıl oldu da yavrum şimdi çürümüş. Mezarının başında güller açılmış. Kekliği palazdan yavrum ne tez seçilmiş. Ninni yavrum ninni…”
“Bize Vatan Hediye Ettiler”
Muzaffer Gülşen’in kızı ve aynı zamanda şehit Lütfi Gülşen’in eşi olan Menzile Gülşen de geçen 10 yılda hayatın devam ettiğini ancak içlerindeki boşluğun asla dolmadığını belirtti. Eşinin ve kardeşlerinin geride onurlu bir miras bıraktığını vurgulayan Menzile Gülşen, duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Onların çok güzel yerlerde olduğunu biliyoruz. Bize vatan hediye ettiler. Yavruları büyüdü, onlar artık şehit çocukları, kahraman çocukları.”
Gülşen ailesi, aradan geçen uzun yıllara rağmen vatan uğruna can veren sevdiklerinin hatırasını gururla ve özlemle yaşatmaya devam ediyor.





