Taliban’ın hazırladığı yeni ceza kanunu tasarısında, toplumun farklı sınıflara ayrıldığı ve suçlara verilecek cezaların bu sınıflara göre değiştiği görülüyor. Metinde birçok maddede “efendi” ve “köle” ifadelerinin yer alması, modern hukuk sistemleri ve uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle açıkça çelişen bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
Bazı düzenlemelerde, köle statüsündeki kişilere uygulanacak cezaların belirlenmesi doğrudan “efendiye” bırakılıyor. Bu durum, insan hakları savunucuları tarafından köleliğin fiilen meşrulaştırılması olarak nitelendiriliyor.
Din Adamlarına ve Seçkinlere Ayrıcalık
Tasarıda dikkat çeken bir diğer unsur ise teolojik ve sınıfsal ayrıcalıklar oldu. Buna göre:
Suçun bir din alimi tarafından işlenmesi halinde yalnızca uyarı ile yetiniliyor.
“Seçkin” sınıf için mahkemeye çağrı veya ihtar gibi hafif yaptırımlar öngörülüyor.
Orta sınıfa hapis cezası uygulanırken,
En alt sınıfa ise hapisle birlikte bedensel cezalar da getiriliyor.
Bu yapı, hukukun temel ilkeleri olan eşitlik, orantılılık ve adil yargılanma prensipleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle sert eleştirilere yol açtı.
Kız Çocuklarının Eğitim Hakkı Tamamen Yok Sayılıyor
Yeni ceza kanunu tasarısı, Taliban’ın uzun süredir uyguladığı eğitim politikalarıyla da örtüşüyor. Afganistan, bugün kız çocuklarının ortaokul ve üzeri eğitimlerinin yasaklandığı tek ülke konumunda bulunuyor.
Mevcut uygulamalar nedeniyle yaklaşık 2,2 milyon kız çocuğu eğitim hakkından mahrum bırakılmış durumda. Uzmanlar, bu durumun Afganistan’ın sosyal ve ekonomik geleceğini ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguluyor.
Uluslararası kuruluşlar ve Birleşmiş Milletler, Taliban’a kız çocuklarının eğitim hakkının yeniden tanınması için çağrıda bulunmaya devam etse de şu ana kadar somut bir geri adım atılmadı.
Kadınlara Yönelik Baskılar Genişliyor
Taliban yönetimi altında kadınların kamusal alandaki varlığı neredeyse tamamen silinmiş durumda. Çalışma hayatı, eğitim, serbest dolaşım ve sosyal yaşama katılım gibi temel haklar ciddi biçimde kısıtlanıyor.
Afganistan, kadınların ve kız çocuklarının sistematik biçimde toplumsal yaşamdan dışlandığı ülkeler arasında başı çekerken, yeni ceza kanunu tasarısının bu baskıcı düzeni daha da derinleştireceği yorumları yapılıyor.





